Bir fincan kahve

Kânuni Sultan Süleyman Hân, iki fincan kahve içtikten sonra "Varın bunu ahâlimize de sunun ki, keyifleri yerine gelsin!.." irâdesini buyurmuştur. O dönemlerde Yemen'den kervanlarla çekirdek olarak getirilip, özel tavalarda kavrulduktan sonra çekilir ve kâse gibi fincanlarla içilirdi.

Viyana Kuşatması sırasında Avrupa'ya yayılmış, Batılılar da "Türk Kahvesi"ni böylece benimsemişlerdir. Hattâ dünyanın ünlü edebiyatçıları, şâir ve romancıları, Moliere, Victor Hugo, Balzac, Madame de Pompadour, Alexandre Dumas, Pierre Loti, Andre Gide ile ünlü besteci Jean Sebastian eserlerini hazırlarken Türk kahvesi yudumlamışlardır.

İlk zamanlarda çiğ satılan kahve, evlerde özel fırınlarda kavrulur, el değirmenlerinde çekilir ve taze taze, kallavi fincanlara konularak içilirdi. Ancak kuru kahvecinin getirdiği teknoloji bu usulü tarihe gömdü ve şimdi el değirmenleri, çevirmeli dolaplı değirmenler turistik veyâ antika eşya oldu.

Şimdi, ABD başta olmak üzere, bütün Avrupa ülkelerine; Avustralya, Yeni Zelanda ve Hong Kong'a kadar Türk Kahvesi ihraç edilmektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.