Dünya nüfusu artıyor

Uzmanlar, dünyadaki nüfus artış hızında son 80 sene önemli bir yükselme yaşandığına dikkat çekiyor. Zira 1927 yılında dünyanın nüfusu sadece 2 milyardı. Bugünkü veriler aradan geçen zaman zarfında dünya nüfusunun 3 buçuk kat arttığını ortaya koyuyor. Tahminler dünya nüfusunun 2050 yılında 10 milyarı bulacağını gösteriyor. Ancak dünya nüfusundaki bu hızlı artış bazı endişeleri de beraberinde getiriyor.

Zira artış hızı, az gelişmiş ülkelerde yüksek... Gelişmiş ülkelerde ise nüfus azalıyor. Yani yoksulların sayısı her geçen gün artıyor. Birleşmiş Milletler'e göre, artış hızı böyle devam ettiği takdirde 2030 yılından sonra dünyanın kaynak yetersizliği nedeniyle yeni çatışmalar kaçınılmaz olacak. Kimi uzmanlara göre ise; iklim değişikliğinin artan etkileri, bu senaryonun 2030'dan bile önce gerçekleşmesine yol açabilir.

2050 yılına ait bir diğer tahmin ise 10 milyara ulaşacak dünya nüfusunun 6,5 milyarının şehirlerde yaşayacak olması... Bu durum şehirler üzerindeki baskının artması ve altyapı sorunlarının katlanması anlamına geliyor. Ancak altyapı sorunlarından daha da önemlisi ortaya çıkabilecek sosyal meseleler... Alınması gereken tedbir ise "sürdürülebilir bir kalkınma" programını dünya çapında hayata geçirmek...

Türkiye'nin Nüfusu Yanıltıcı

Cumhuriyetin ilanından bu yana Türkiye nüfusu yaklaşık 5,5 kat artış gösterdi. Ülke nüfusu halen artış eğiliminde, ancak artış hızı eskisi kadar yüksek değil... 1927 yılında yapılan ilk nüfus sayımına göre ülkenin nüfusu 13 milyondu. 1940 yılına gelindiğinde ise bu rakam 17 milyona yükseldi. İkinci dünya savaşı sırasında artan ölümler ve doğum oranında yaşanan düşüş nedeniyle nüfus artış hızı yavaşladı. 1950 yılına gelindiğinde Türkiye nüfusu 20 milyon olmuştu. 1955-1965 yılları arasında ise rekor bir nüfus artış hızı yakalandı. 1965 yılına gelindiğine Türkiye'nin nüfusu 35 milyona ulaştı. Bu tarihten sonra artışın hızı yavaşladı. Özellikle 0-14 yaş grubunun toplam nüfus içindeki oranı geriledi.

Türkiye'de yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı 1990'lara kadar yüzde 5'in altında kaldı. Ancak doğum oranının azalmasıyla bu yaşlı nüfusun toplam nüfusa oranı bugün yüzde 7'nin üzerinde... İstatistikler, 2050 yılında nüfusun yüzde 17'sinden fazlasını 65 yaş ve üstü kişilerden oluşacağını gösteriyor. Nüfus artış hızındaki düşüşü, son yıllardaki sayım sonuçlarında açıkça görmek mümkün... Türkiye'nin 2007 yılında 70 milyon 500 bin olan nüfusu, adrese dayalı nüfus kayıt sistemiyle 2011 yılı sonunda elde edilen verilere göre bugün 74 milyonun üzerinde...

Türkiye'de kadınlarla erkeklerin birbirine oranı neredeyse eşit. 1927 nüfus sayımıyla karşılaştırıldığında en dikkat çekici değişim ise kırsal alanlarda yaşayanların sayısındaki değişim... Bu değişimdeki en önemli etken ise kuşkusuz iç göç...

Türkiye istatistik kurumu TÜİK "dünya nüfus günü” nedeniyle 11 temmuz'da 2050 yılına dair demografik tahminlerini açıkladı. Buna göre 2050'de Türkiye'nin nüfusu 94,6 milyon olacak, nüfus artış hızı düşmeye devam edecek, yaş ortalaması 40 olacak, ortalama yaşam süresi ise 79'a çıkacak. Rakamlar Türkiye nüfusunun yaşlandığına işaret ediyor.

Başbakan Erdoğan da uzun süredir bu tablonun Türkiye için risk olduğu yönünde ikazlarda bulunuyor. Ve ailelerin en az üç çocuk yapmasını tavsiye ediyor. Başbakan Erdoğan son olarak “uluslararası aile ve sosyal politikalar zirvesi”nin açılış konuşmasını yaptı ve bu isteğini tekrarladı. Erdoğan, güçlü bir aile yapısının da ülkenin geleceği için taşıdığı öneme dikkat çekti.

Rusya'nın Nüfus Durumu

Başbakan Erdoğan gibi doğum oranlarına dikkati çeken bir başka lider de Rusya devlet başkanı Vladimir Putin... Rus lider halkına üç çocuk çağrısı yaparken, Rusya'da devlet, aileleri daha fazla çocuk yapmaları için teşvik politikaları uyguluyor.

Rusya, 17 milyon kilometrekarelik devasa yüzölçümüyle dünyanın en büyük ülkesi... Ancak ülke, kilometrekareye düşen kişi sayısı açısından alt sıralarda... Resmî verilere göre Rusya'da kilometrekare başına 8 ila 9 kişi düşüyor. İstatistikler Rusya'da nüfus artış hızındaki düşüşün sürdüğünü gösteriyor. 2010 yılında yapılan genel nüfus sayımına göre, ülke nüfusu 145 milyondan 142 milyona düştü. Bu, ülke nüfusunun sekiz yıl içinde yüzde 1,6 oranında gerilediğini gösteriyor. Rusya genelinde nüfusun yoğunlukta bulunduğu yerler ülkenin merkez bölgesi olan Volga nehrinin kıyı şeridi ve Sibirya. Nüfusun yüzde 61'i bu bölgelerde...

Rus yetkilileri endişelendiren bir başka konu da kadın ve erkek nüfusu arasındaki eşitsizlik: 2010 sayımına göre, Rusya'da 66 milyon erkek, 76 milyonsa kadın yaşıyor. Nüfus artış hızındaki düşüş uzun süredir devlet başkanı Putin'in de gündeminde... Kremlin’e dönüşünün ardından geçen ay ilk kez halka seslenen Putin, millî kimliğin kuvvetlendirilmesinin ve doğum oranlarının yükseltilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Birleşmiş Milletler'in açıkladığı dünya nüfusu tahminlerine göre 2050 yılında 116 milyona düşecek olan Rusya, halkı çocuk yapmaya teşvik etmek için bugüne kadar pek çok adım attı. Son olarak geçen yıl ikinci çocuk sahibi olan ailelere verilecek teşvik primi yüzde 20 artırıldı. Vladimir Putin, başbakanlığı döneminde ikinci çocuk sahibi olacak annelere 15.500 dolar devlet desteği verileceğini açıklamıştı. 2050 yılında nüfusu yüzde 21 oranında azalacak olan ülkede her yıl 400 bin kişi sadece içki ve sigara kullanımına bağlı hastalıklardan hayatını kaybediyor. Doğum oranını artırmak için hamile kalan kadınlara da aylık 70 dolar maaş bağlanıyor.

Nüfus Azmanı Ülke: Çin

1 milyar 300 milyonu geçen nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkesi olan Çin, nüfusunu aşağıya çekmek için uzun yıllardır tek çocuk politikası uyguluyor. Oysa Çinli yetkililer 1960'lı yıllara kadar nüfusu jeo-politik gücün bir parçası olarak görüyordu. Güçlü bir ordu, ucuz iş gücü ve üretimin artması için nüfus artışı teşvik ediliyordu.

Ancak 1960 yılından sonra bu anlayış tersine döndü ve nüfus artış hızını azaltmak için yeni politikalar geliştirildi. Çin'in nufüs politikasına en önemli yeri "tek çocuk politikası" tutuyor. Birden fazla çocuğa sahip olan çiftlerden birinin kısırlaştırılması veya para cezalarına çarptırılması ise, insan hakları teşkilatlarının tepkisine yol açıyor. Pekin hükûmeti daha önca artan tepkiler üzere bazı kırsal alanlarda birden fazla çocuğa izin veren düzenlemeler yapmıştı. Tek çocuk politikasını, hızlı büyüyen Çin ekonomisi için tehlikeli bulanlar da var. Zira ülke nüfusu yaşlanırken, işgücü azalıyor.

Nüfusun hızla yaşlanması Çin'de demografik problemlere de yol açıyor. Kadın – erkek sayısındakı dengesizlik ülkenin önemli meselelerinden biri: Bazı bölgelerde 140 erkeğe ortalama 100 kadın düşerken, 2020'de evlenme çağındaki erkeklerin, kadınlardan 30 - 40 milyon daha fazla olacağı tahmin ediliyor.

Yasal çerçevenin dışına çıkarak başka bir çocuk isteyen ailenin 30 bin Yuan para ödemesi gerekiyor. Varlıklı bir Çinli için yüksek bir miktar olmasa da, orta sınıf bir aile için bu, yüksek bir rakam. Uzmanlar, tek çocuk politikasının sosyolojik sonuçlarının da yıkıcı olabileceği konusunda uyarıyor. Zira, aile bağlarının olmadığı bir sosyal çevrede yetişecek çocukların, ileride psikolojik sorunlarla karşılaşması kaçınılmaz görülüyor.

Kuzey Haber Ajansı Haber Merkezi

Anahtar Kelimeler:
1
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.