İstanbul Sanayi Odası'nda alkışlanan konuşma

Sondevir Ekonomi

15 Temmuz darbe kalkışmasının halk tarafından püskürtülmesi iş dünyasında da geniş etkiye neden oldu.

Sanayici ve işadamları ile Odaların temsilcileri ertesi gün darbe kalkışmasına karşı tepkilerini arka arkaya dile getirerek birlik beraberlik mesajı verdiler.

İş dünyasındaki en çarpıcı  açıklama sanayici işadamı Mehmet Nuri Görenoğlu'nun İstanbul Sanayi Odası'ndaki konuşması oldu.

Darbe kalkışmasından 5 gün sonra 20-072016 tarihinde İstanbul Sanayi Odası'nın düzenlediği "Milli İradeye Saygı" toplantısına sanayici ve iş adamı Mehmet Nuri Görenoğlu'nun konuşması damgasını vurdu.

Mehmet Nuri Görenoğlu'nun, işadamları arasında kısa sürede çokça paylaşılan o konuşma özetle şöyle:

"Rüzgar esmezse,saman buğdaydan ayrılmaz oğul!"

Sayın Başkanlar,değerli Meclis Üyeleri, besmeleyle başlıyorum ki doğru şeyleri söyleyebileyim, besmeleyle
başlıyorum ki söylediklerim tam ve doğru olarak anlaşılsın.

1980 öncesinin üniversite yıllarının kazandırdığı bir tecrübeyle olaylara bakıyorum. Birkaç dolaylı veya direkt askeri darbelere şahit oldum. Darbe ortamına giderken toplum kolayca kabullenmesi için hazırlanıyordu.

Hakim Unsurlar ,algıyı ustaca yöneterek,darbe öncesi provakatif yöntemlerle toplumu kabul edecekleri bir darbeye
hazırlıyorlardı. Mesela ,terör saldırıları ile sivil hükümete toplumun desteğini ustaca azaltabiliyorlardı.

Şimdiye kadar toplum, iş adamları örgütleri,işçi sendikaları,diğer sivil toplum kuruluşları,üniversite camiası vb.leri hep "hakim gücün"destekçileri oldular.

GÜCÜN YANINDAKİ YERLERİNİ ALIYORLARDI...

Yani şimdiye kadar hep MÜESSESE kazanıyordu; kumarhaneli filmlerden bildiğimiz bir kavramla hep:KASA KAZANIYORDU!

Kasanın kazanması,17-25/12/2013 tarihlerindeki yolsuzluk kılıflı bürokratik darbe girişiminde toplum açısından dengelendi;tam kazananı olmadı fakat bir denge oluştu.

Neydik Ne olduk?

15 Temmuz 2016 tarihinde saat 22 civarlarında ülkemizde özellikle İstanbul ve Ankara başta olmak üzere otoyollarda seyahat edenler,Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprüleri'nden geçmek isteyenler,Atatürk Havalimanı'na girmek veya çıkmak isteyenler hatta uçaklarının alana inmesini bekleyenler vb,o ana kadar her biri farklı insanlar idiler; farklı siyasal görüşlerde, farklı dünya görüşlerinde,farklı duygularda,farklı renk ve kıyafet hatta makyaj tercihlerinde idiler.

Birden,sanki kıyamet koptu!

Herkesi kapsayan ortak bir kap bulundu.

Pakistan'lı şair Muammed İkbal şöyle demişti:
"Kan ve deri ile gururlananı terk et!
Ne Afgan'lıyız,ne Türk'üz ne de Tatarız.
Biz çemen evladıyız;
Renk ve koku ayırmak bize haramdır.
Zira bizi aynı ilkbahar yetiştirmiştir!"

O tarih ve saatten itibaren her vatandaşımız Sarıkamış'ta,Çanakkale'de,Kut'ul Amare'de ,Yemen'de düşmanlarımız ile çarpışan Mehmetçik'lere dönüştü.

Ne güçlerin denksizlği,ne organizasyonların denkliği düşünülmeden mukavemet gösterildi.
Bu kez işgal kuvvetleri ne Ruslar,ne Yunanlılar,ne İngilizler ne de Ermeni Çeteleri değildi,bize benzeyen fakat bizden olmayan yerli hainler idi!

NASIL HER YERE SIZMIŞLAR?

Sizleri GUGUK KUŞU'nun öyküsünü okumaya davet ediyorum. Guguk Kuşu(Cuculus Conarus)'nun marifetleri bunu çok iyi anlatıyor: Düşmanın arasına sızarsın, kendini sevdirirsin,rakiplerini elimine edersin, kendin gibilerini çoğaltarak orayı ele geçirirsin ve sonunda da gerekiyorsa orayı dağıtırsın ve başka görevlere çıkarsın!

SİZ DE DARBECİSİNİZ!

Bir gazetecinin tanımlaması ile "...darbe söylentisini duyunca bankamatiklere,benzincilere,marketlere koştuysanız, açıklama yapmadan önce gidişatı bekleyeyim ve kazanan tarafın lehine açıklama yaparım diye düşündüyseniz:

SİZ DE DARBECİSİNİZ!"

YALANCI PEYGAMBER MÜSEYLEME ve KÖLE VAHŞİ'nin hikayesi:

Geçmişte veya yakın zamana kadar bu ihanet şebekesine destek verip de şimdi nedamet gösterenlerden iseniz,sizlere Peygamber Efendimiz'in (a.s) amcası Hz.Hamza'nın Uhud Savaşında Habeşli köle Vahşi'nin,Sahabeden
Vahşi bin Harb(ra) olmasının serüvenini hatırlatmak istiyorum!

Mekke'nin fethinden sonra Müslüman olan Vahşi'ye Peygamber Efendimizin (a.s) dediği gibi "seni görünce Amcam Hamza'nın şehadetini hatırlıyorum ve bu beni çok mahzun ediyor?Bana görünmezsen memnun olurum"
Hatırlanacağı gibi,Köle Vahşi,Yemen taraflarında ortaya çıkan Yalancı Peygamber Müseylemetül Kezzab'ı Hz. Hamza'yı şehid ettiği mızrak ile öldürerek vicdan azabından kurtulabilmiş ve Sahabeden Vahşi bin
Harb(ra) olarak vefat etmiştir!

DEMOKRASİ ŞEHİDLERİ mi?

250 den fazla insanımızın öldüğü, 2000'e yakın insanın yaralandığı bu hain terör saldırısında hayatlarını kaybedenler sadece izzetleri, iffetleri,haysiyetleri,onurları,inançları ve vatanları için ölmediler fakat onlar şehid oldular.Dünyaya tekrar dönebilseler,tereddüt etmezler aynı fedakarlıkları tekrar yaparlardı.

Onlar Şehidlerimizdir.

Tıpkı Çanakkale'de yurt savunmasındaki gibi bütün bir Millet Mehmetçik'lere dönüştü!

Ne demişti Muhammed İkbal?

"Şehadet,şehadet süruru inkilabest!"

ŞEHADET EN BÜYÜK DEVRİMDİR!

Özetle,mazlumun yanında olmak temel zaafımız olsada en önemli meziyetlerimizdendir. Bu durumda kazanmak kime yarar diye bakmayız?

Çoğunlukla sükut doğru bir şey sayılabilirken,gerektiğinde konuşmamak ta gevezeliktir.

"Sükutun en uzun cümle olması" bazen işe yaramaz.

Saygılarımla

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.