Gönlün pusulası bozulunca, göz bakar, yanlış görür

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“(Rasûlüm!) Sana bu mübarek Kitab’ı, âyetlerini iyice düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye indirdik.” (Sâd, 29)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Kim Kur’ân-ı Kerim’i okur ve muhtevasıyla amel ederse, kıyâmet günü anne babasına bir tâc giydirilir. Bu tâcın ışığı, güneş aranızda olsa, onun dünyadaki bir eve konulduğunda vereceği ışıktan daha güzeldir. Öyleyse, Kur’ân-ı Kerim ile amel eden kişinin durumu nasıl olur, düşünebiliyor musunuz?” (Ebû Dâvûd, Vitr, 14/1453)

Gönlün Pusulası Şaşmasın!..

Ebû Hüreyre (ra), Rasûlullah (sav) Efendimiz’in bir defasında ashâb-ı kirâma şöyle buyurduğunu nakletmektedir:

“İlim meclisinde oturup hikmetli şeyleri dinleyen, sonra da yanında bulunduğu âlimden, işittiği şeylerin yalnız şer taraflarını (yani yanılma, unutma veya dil sürçmesi neticesinde sarf edilen sözleri) nakleden kişinin hâli şuna benzer:

Bir kişi çobana gelir ve:

«–Ey çoban, bana süründen kesmem için bir koyun ver!» der.

Çoban da:

«–Git, en iyisinin kulağından tut getir!» der.

O kişi gider, koca sürünün içinden (koyunların bekçiliğini yapan) köpeğin kulağını tutar (getirir).” (İbn-i Mâce, Zühd, 15; Ahmed, II, 353, 405, 508; Beyhakî, Şuab, II, 268; Heysemî, I, 128)

Cenâb-ı Hak; kâinâtı, Kur’ân-ı Kerîm’i ve insanı bir nevî ilim, irfan, sır ve hikmetler sergisi mâhiyetinde halkeylemiştir. Zira Kur’ân-ı Kerîm, kelimeli bir cihan; kâinat ise kelimesiz bir Kur’ân’dır. İnsan ise bu iki tecellînin zübdesi / özü ve tohumu mesâbesindedir.

Lâkin bunlardaki ilim ve hikmeti görebilmek için, gönlün sâfiyet kazanması elzemdir. Aksi hâlde gaflet yumağı olmuş bir gönül, insana baktığında teni görür, rûhu görmez; kâinata baktığında sanatı görür, Sanatkâr’ı görmez; Kur’ân-ı Kerîm’e baktığında -hâşâ- “yalnız ölülere okunan bir cenâze kitabı” görür, sonsuz bir ilim ve hikmet deryası olduğunu görmez.

Yani gönlün pusulası bozulunca, göz bakar, yanlış görür; dil söyler, hatâ yapar; kulak işitir, yanlış duyar. Nitekim mü’minler için şifâ ve rahmet olan Kur’ân-ı Kerîm’in zâlimlerin hüsrânını artırması da bu hikmete mebnîdir. Zira zâlimlerin gönül pusulaları bozuktur. Kalp pencerelerini gaflet tuğlalarıyla kapattıklarından, gönül hâneleri karanlık bir zindan kesilmiştir. (Osman Nuri Topbaş, Genç Dergisi Haziran – 2015)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

el-Müteâlî: İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce olan, aklın alabileceği her şeyden çok yüce olan, noksanlıklardan uzak, yücelik, şan, şeref, kuvvet ve kudret sahibi olan demektir.

Kısa Günün Kârı

Cenâb-ı Hak bizlere de, Peygamber Efendimiz’in gönül pınarından lâyıkıyla istifâde edebilmeyi nasîb eylesin. Gönül pusulamızı, bir an dahî rızâsından ayırmasın… Âmîn!..

Lügatçe

sâfiyet: Saflık.
mesâbe: 1. Derece, menzile, rütbe.
mebnî: 1. Dayanan. 2. Bina edilmiş.

İki Gün Bir Değil (ALTINOLUK)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.