Uluslararası sistem ve suni sınırlar çöküyor mu?

BURAK BİR/SONDEVİR

Uluslararası Mülteci Hakları Derneği Başkanı Uğur Yıldırım’la yaptığımız röportajın ikinci bölümünde; Rusya, İran ve uzantılarının da desteğini alan Esad Rejimi’nin sürdürdüğü kitlesel katliamlar sonucu ülkelerinden göç etmek zorunda kalan mültecilere karşı Batı’nın takındığı tavrı, Mültecilerin iltica yollarında karşılaştığı olayları ve Geri kabul Anlaşması’nı konuştuk.

GERİ KABUL ANLAŞMASI NEDİR?

Avrupa ile Türkiye arasında mutabık kalınan ‘Geri Kabul Anlaşması’nın Türkiye tarafından 2014 yılında onaylandığını belirten Uğur Yıldırım, Geri kabul anlaşmasının, bir ülkenin sınırlarına ‘yasadışı’ olarak girmiş olan mültecilerin, geldiği kaynak ülkesine veya transit olarak geçtiği ülkeye, ikili anlaşmalar nezdinde geri gönderilmesiyle ilgili bir durum olduğunu belirtti.

VİZE MUAFİYETİ AB’NİN TÜRKİYE’YE BİR PARMAK BAL ÇALMASIDIR’

Anlaşma için 3 yıllık bir süre öngörüldüğünü hatırlatan Yıldırım, transit olarak Türkiye’den geçtiği tespit edilen mültecilerin geri gönderilmesi karşılığında Türkiye’ye tanınacak vize muafiyeti anlaşmasını, ‘AB, bu 3 yıllık süreçte Türkiye’nin durumunu değerlendirerek vize muafiyeti gibi tabiri caizse ağzımıza bir parmak bal çalınıyor’ şeklinde değerlendirdi.

‘MÜLTECİLERİN TOPLANDIĞI BİR KAMP’

Avrupa’nın bu anlaşmayla birlikte Türkiye’yi mültecilerin toplandığı bir kampa çevirmek istediğine dikkat çeken Uğur Yıldırım, Batı’nın mülteci konusunda takındığı pragmatik tutumu eleştirerek şöyle konuştu;

Batılı ülkeler, ihtiyaçlarından fazla mültecinin gelmesi sonrası çözümü sınırlara tel örgü çekmekte bulmuştu.

‘AVRUPA HEM SÖMÜRÜYOR HEM DE İŞ GÜCÜ OLARAK KULLANIYOR’

‘Avrupa pragmatik olarak kendi yaşlı nüfusunun, iş gücü ihtiyacını mülteciler içinden görüyor. Bugün siz, biz Avrupa’ya hiç mülteci göndermeyelim deseniz, Avrupa yine şiddetle isyan eder. Mesela Almanya’nın her yıl 10 bin 20 bin arası bir iş gücü ihtiyacı var. Avrupa’da 10 tane bilim adamından 7 tanesi beyin göçü dediğimiz yolla başka ülkelerden gelen insanlardır. 10 doktordan 5’i yabancıdır. Avrupa bu noktada hem ülkelerin savaşlarını tetikleyerek, o savaşlara silah satarak, sömürerek mülteciliğin sebebini oluşturuyor, hem de buradan kaçan insanlara ucuz iş gücü ve emekçi sermaye olarak değerlendiriyor.’

AB’NiN İSYANI

‘Bu arada da yetişmişi nitelikli insanları da kendi kalkınması için alıyor. Avrupa’nın mülteci krizi diye veryansın ettiği nokta da şudur; “Ya biz 20 bin 30 bin alacaktık ama 50 bin kişi, yüz bin kişi geldi” isyanıdır.  Bu isyan haklı bir isyan değildir, çünkü dünyanın en fakir ülkelerinden Bangladeş’te 1.5 milyon Arakanlı mülteci var. Türkiye’de 2.5 milyon mülteci var. Lübnan’da 1.6 milyon mülteci var ve bu ülkelerin hiç biri Avrupa’daki herhangi bir ülke kadar ekonomik gücü olmayan ülkelerdir’

‘MÜLTECİLERE IRKÇI VE ŞOVENİSTÇE BAKIYORLAR’

‘Bugün Slovakya devlet başkanı “Müslüman mülteci istemiyoruz” açıklaması yapabiliyor. Alacağı mülteci sayısı da 50. 50 tane Yahudi veya Müslüman alsanız ne olur. Yaşanan trajedi karşısında 50 kişinin alınması zaten bir fecaatken, ‘ülkemizde camii yok’ gibi sudan sebeple bu açıklamayı yapabiliyorlar. Çok ırkçı, şovenist ve insanlık dışı bir bakış açısıyla devletler, dünyanın bir başka kısmını sömürürken, onları o yokluğa mahkum ederken, kendi rahatlarının da hiçbir şekilde bozulmasını istemiyorlar.’

 Macaristan sınırında Batılı bir kameramanın mülteci babaya tekme atması büyük yankı uyandırmıştı.

‘EFENDİSİNE AŞIK KÖLE İSTİYORLAR’

Batı’nın yardı kuruluşları adı altında giriştiği faaliyetlere ilişkin, ‘Dünyanın en çok silah satan ülkeleri, aynı zamanda dünyanın en büyük yardım teşkilatlarını fonlayan devletleridir’ hatırlatmasını yapan Uğur Yıldırım, Suriye’nin güneyindeki Yermuk kampında açlıktan ölümlerin yaşandığı bir ortamda BM’ kaynak yetersizliğinden dolayı yardım dağıtmayacağı açıklamasını da ‘Avrupa efendisine aşık köleler istiyor’ şeklinde eleştirdi.

TEHLİKEYE EN AÇIK İNSANLAR: MÜLTECİLER

Mültecilere yasadışı göçmen ya da kaçak göçmen’ şeklinde bakmanın yanlışlığına dikkat çeken Uğur Yıldırım, ‘Siz ülkenizdeki mültecilere yasadışı göçmen ya da kaçak göçmen gözüyle bakamazsınız. Bu insanlardan pasaport bekleyemezseniz, çünkü bu insanların üzerinde zaten kendi ülkelerinin himayeleri yok. Uluslararası hukuka göre vatansız olarak adlandırılıyorlar. Daha kendi sınırlarından çıkar çıkmaz, istenmeyen horlanan, ötelenen ve insanların sadece sömürmek için yaklaştığı insanlar bunlar. İnsan tacirleri, fuhuş ya da organ mafyaları gibi bir tehlikenin içinde buluyorlar kendilerini. Bunların hepsinin döndüğü bir mekanizmanın içinden geçiyor bu insanlar. Mülteciler de bu noktada tehlikeye en açık insanlardır’ dedi.

BOT PATLATMA POLİTKASI

Yunan hücum botundan uzatılan bir mızrakla mültecilerin botunun patlatılmasını hatırlatan Uğur Yıldırım bu facianın bilinçli bir politikanın sonucu olduğunu ifade etti. Yıldırım, ‘Biz ateş edilerek, botları patlatılan mültecilerin kurtulanlarından bu tür olayları duyuyorduk.  Bu kamu görevlisinden kim hesap sorabiliyor. Bu kamu görevlisi sadece bu insanlardan nefret ettiği için mi bu işi yapıyor. Macaristan sınırlara niye tel örgü çekiyor? Aslında bu işler bir noktada Avrupa’nın politikasıdır. Kimse gidip te keyfinden mızrak batırmıyor ki bota. Ve bu geriden geleceklere bir nevi ders olsun diye yapılan uygulamalardan biri.

Yunan askerlerin mülteci botunu patlatması Batı'da infiale neden olmamıştı.

ULUSLARARASI SİSTEM ÇÖKÜYOR MU?

Mültecilik meselesinin ve Batı tarafından çizilen suni sınırlar ekseninde sömürü üzerinde kurulu uluslararası sitemin çökmeye başladığını söyleyen Uğur Yıldırım, ‘İnsanlarda doğal bir şekilde hayatta kalma mücadelesi içinde, Batı tarafından savaş sonucu çizilen suni sınırları aşıyor, aşmak da zorunda. Ve siz bu sınırlarla da zaten bu insanları durduramazsınız. Bu durumla ilgili güvenlik sistemlerini ne kadar arttırırsanız arttırın, geri kabul anlaşmaları da yapsanız, mülteciliği doğuran sebepleri ortadan kaldırmadığınız sürece Mültecilerin akınıyla da karşı karşıya kalacaksanız.’

‘MÜLTECİLİK BİR TERCİH DEĞİLDİR’

‘2014 yılındaki silah satışıyla, 2015 yılındaki silah satışı arasında 5 kat fark var. Yani, ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve İtalya geçen seneye nazaran 5 kat daha fazla silah satışı yapmış.  Bu ülkeler güvenlik konseyinin daimi üyeleri. Bu ülkeler savaşları, iç çatışmaları desteklemediği sürece, kurdukları sömürü düzeninden dolayı, o  insanları kıtlıkta bırakmadıkları sürece, bu göçler zaten oluşmayacak.   İnsanların hiçbiri ‘Ben ülkemi terk edip gideyim de bilmediğim topraklarda bir macera yaşayım’ gibi bir düşünce içinde değil. Kimse de bunu tercih etmez çünkü mültecilik bir tercih değil zorunluluktur.’

İNSAN HAKLARI BEYANNAMESİ SADECE KAĞIT PARÇASI MI?

Dünya genelinde mültecilerin kanuni haklarının birçoğundan faydalanamadığına ve hukuksuz bir şekilde muamelelere tabii tutulduğunu belirten Uğur Yıldırım, konuyla ilgili olarak İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Cenevre Sözleşmesi’ni gösterdi. Yıldırım, ‘İnsan Hakları Beyannamesi’nin 14. Maddesi, ‘Herkes zulüm karşısında başka memleketlerden, mülteci olarak kabulünü talep etmek ve memleketler tarafından mülteci muamelesi görmek hakkına haizdir’ diyor. Avrupa o zaman niye mültecileri geri göndermek için geri kabul anlaşmaları imzalıyor’ sorusunu yöneltti.

SÖZLEŞMELERDEKİ HAKLAR NEREDE?

‘Birleşmiş Milletler’deki tüm ülkelerin oy birliğiyle kabul edilmiş olan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde vaat edilen hangi maddeyi okursanız okuyun, bugün maddelerde geçen hiçbir hakkın mültecilere tabii tutulmadığını görürsünüz. O zaman mülteciler insan değil mi sorusunu sorası geliyor insanın.’

‘MÜLTECİLER TÜM İNSANLARIN VEBALİDİR’

‘Körfez ülkelerinin mültecilere karşı takındığı umursamaz tavrı da eleştiren Uğur Yıldırım, bu ülkelerin maddi yardımdan öte şeyler yapmaları gerektiğini belirterek şunları söyledi: ‘Bugün hem dil hem din olarak aslında bu insanların kendilerini çok daha rahat hareket edebilecekleri ülkeler olan Körfez ülkelerinin mülteci sayısı sıfır. Verdikleri maddi destek olarak mutlaka katkıları var.  Müslümanların bu konuda çok daha hassas olması gerekiyor ama mülteciler tüm insanların, vebalidir. Bu durum turnusol kâğıdı gibidir. Sizin mülteciliğe karşı olan bakışınız, insanlığınızın belirtisidir.’

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.